zazadilder yaz 80 71 e. Yola 5. Tl katkıda bulun. Ve bu mesaji arkadaslarimizla paylaşalım
Üyelik Girişi
Takvim
Saat
REKLAMLAR

EBUBEKİR PAMUKÇU’NUN HAYATI

EBUBEKİR PAMUKÇU’NUN HAYATI

 

Zaza dil ve kültürüne gönül vermiş bir Zaza aydınımız. Kendi aidiyetine yönelik gönül veren bu konuda her tür zorlukları görerek kendi dil ve kültürünün yeşermesi için kendi yaşam pınarından ona hayat suyu akıtan değerli aydınımız, hayatını idame edebilmek için görev yaptığı tüm yer ve işlerde boş zamanlarını da kendi kültürüne ayırdı. Sistemin, üzerindeki tüm baskı sindirme tutumlarına rağmen inandığı ve gönül verdiği yoldan vaz geçmedi ve o yoldan devam eti. 

02.04.1946 yılında Çermik –Buderan (Pamuklu) köyünde. (Asıl doğum 1947, 1964 yılında Dicle ilk öğretmen okulunu bitirdiğinde, 17 yaşının içinde olduğu için mahkeme kararıyla 1947 olarak büyütülmüştür.) Anne adı, Hava; baba adı Kemal; 10 çocuklu aile

-Eylül 1964-Mayıs 1966 Uşak-Karahallı-Karayakuplu köyü ilkokulu öğretmeni

-1966 Yaz; kısa dönem er öğretmen 

-1966-1967 öğretim yılı Erzincan Er Eğitim Okulu öğretmeni

-1967-69 Sakarya-Geyve-Şehran Köyü İlkokulu öğretmeni.

-1969-1976 İstanbul-Şile-Karamandere Köyü İlkokulu Öğretmeni

 (O arada İstanbul’da Eğitim Enstitüsü yaz Okulundan Türkçe öğretmenliği diploması aldı, 1976 

  Sonbaharında Ovacık Yatılı Bölge okuluna atandı)

-12 Mart sonrasında İstanbul’da çalışırken yazdıkları nedeniyle iki kez tutuklandı, sürekli izlemde 

  Tutuldu. Üçüncü yargılanmasında (1974) 7,5 yıl hapis, sonrasında Afyon’da 2 yıl sürgün cezasına 

  Çarptırıldı; 27 Nisan 1974 tarihinde yürüklüğe giren af yasası kapsamında mahkemeden salıverildi.)

-Ovacıkta çalışırken tutuklanıp Tunceli’de sorgulandığı sırada kaburga kemikleri kırıldı.

- Bu olaydan sonra, “Halkı isyana teşvikten” gözaltına alınıp Diyarbakır sorgu evinde üç ay kadar   

  Tutuldu,  serbest bırakıldı. Ovacık’a döndüğünde Van’a sürgün edilmişti. Dostları, onu imha etmek 

  İçin o yola başvurduklarına ikna ederek Van’a gitmekten caydırdılar. İşsiz ve sıfır ekonomiyle 

  İstanbul’a döndü. O sırada 9 yaşlarında olan Mertcan, onun ardılı Orhan Kemal ve evin küçüğü, kızı 

  Pınar ile birlikte üç kişilik bir aileydiler. İstanbul’a döndükten bir süre sonra son çocukları Özgür Fırat 

  Dünyaya geldi.

-  Ovacıktayken, uzun süredir üzerinde çalıştığı Zazaca-Türkçe sözlüğü basıma hazır hale getirdi ama  

   Bastırmaya fırsat bulmadı. Son göz altısında (1981, Sonbahar. Arkadaşlarının, ‘evini temizlemek’ 

   Amacıyla yaktıkları kitaplarının arasında, ne yazık ki bu çalışması da vardı)

-   Ovacık’tan İstanbul’a dönünce, Üsküdar-Zeynep Kamil’de Merdivenli Sokakta ucuz bir ev kiraladı.

   Evin iki sokak altında da “Piya Kitap, Kırtasiye” açtı, aynı anda periyodik ‘Piya’ gazetesini birkaç sayı 

   çıkardı. (Piya’nın ilk çıkışı)

-  işyerine yönelik ırkçı saldırıların artması nedeniyle, karşıda PİYA adıyla ilk yayınevinin temelini attı. 

  Yayınevi ekonomik beklentileri karşılayacak duruma gelmediği için, İst. Belediye. Bşk. İsvan’ın desteğiyle 

  Kütüphane ’de işe başladı. Düzgün ve verimli çalıştığı için Aşiyan Müzesi Müdürlüğüne atandı, ama  

  12 Eylül darbesinden kısa bir süre sonra işine son verildi. En yatkın olduğu, çocukluğundan beri    

  Hayalini kurduğu iş olan yayın işine döndü, Cağaloğlu dolayında Kısmet İş Hanının 4. Katında bir yer 

  açtı; “PİYA YAYINEVİ” Bir yandan da, Gözlem Yayınevinin sahibi olan dostu boş zamanlarında 

  Kendilerine yardımcı olması karşılığında düzenli bir ödeme yapıyordu. 

- 1981 sonbaharında, yabancısı olduğu, hiç ummadığı bir gerekçeyle gözaltına alındı; Örgüt Üyeliği! 

  Polis, son on yıldır kendilerini peşinden koşturan Ebubekir’e farklı bir son hazırlamayı aklına 

  Koymuştu. İşkencelerde hırpalanmış bedeni her an düşebilirdi; polisin hain tuzağını bir karşı atakla  

  Boşa çıkarma planı yaptı. Plan tutar da dışarıya çıkarsa, bir daha dönmemek üzere, kapağı yurtdışına 

  Atacaktı. Gözaltından bırakılır bırakılmaz, uzun süre eşinin bile bilmediği yerlerde gizlendi. 1983 yılı 

  Kasım ayında, DDKD örgütünün sınır olanaklarını kullanarak ülkeden ayrıldı.

  1984 yılı sonbaharında İsveç’e gitti, birkaç ay sonra çocuklarını yanına aldırdı. 

 Türkiye’de işkencelerin bedeninde yaptığı hasara bağlı olarak yakalandığı kanser e yenik düştü.    

  18 Temmuz 1991 yılında, yaşamının en verimli çağında Stockholm’de bir hastanede vefat etti, 

  Vasiyeti üzerine cenazesi Buderan köyüne getirildi, dedesinin yanına defnedildi.

  Öğretmen okulu yıllarındabirkaç yıl sonrasında şiirleri bazı dergilerde yayınlandı.

  Yetmişli yılların başında TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası Üyesiydi, Yılmaz Güney ve Ahmet Arif ile    

  Birlikte TGS içinde devlere karşı ayakta kalma mücadelesi verdiler.

 

 

  Yayınladığı kitaplar sırasıyla şunlardır:

  1.Ozanlar ve Yazarlar (antoloji)

  2.Kurtuluş savaşı (şiir)

  3.Mezarlığı Unutmak  (şiir)

  4.Kediyi Niçin Öldürdüm (çocuk kitabı)   

  5.Kolumdaki Sancı (çocuk kitabı) 

  6.Aşiyan (Tevfik Fikret biyografisi)

  7. Zazaca-Türkçe Sözlük (yayınlayamadı )

  8. Dersim Zaza Ayaklanmasının Tarihsel Kökenleri. (İsveç’teyazdı, ama ölümünden sonra, İsveç’ten

      Tanıdığı biri tarafından yayınlandı.)

  9.Ayrıca çeşitli edebiyat dergilerinde şiirleri, yazıları yayınlandı.

 

   Çıkardığı dergiler:

   1.AYRE-Zaza Dil, Kültür, Tarih, Edebiyat Dergisi (Eylül 1985’den sonra, 14 sayı)

   2.PİYA- Zaza Dil, Kültür, Tarih, Edebiyat Dergisi (AYRE’nindevamında, 1988’den sonra 14 sayı)

 

Öne çıkan özellikleri:

Ana dil sevgisi ve yazma tutkusu yüksek, sevgi ve saygıda kusur etmeyen, dayanışmacı, yardımsever, sözüne güvenilir, dostluğu sağlam, azimli, ahlaklı, namuslu, doğrucu, dürüst, alçak gönüllü. 

 

Değerli, Rahmetli Hocamızın hayat hikâyesini ele almakla birlikte;

Zaza dil ve kültürüne gönül vermiş, kendi halkının ve halk değerlerinin yaşaması için hayatı pahasına mücadelesine inanarak yürüten ve bu uğurda hayatını kaybeden değerli insanlarımızı; Zaza davasına gönül vermiş değerli Hocamız, Ebubekir Pamukçu Hocanın 18. Temmuz ölüm günü nedeniyle hepsini en içten duygularımızla saygıyla anıyor ve kendilerine Allahtan Rahmet diliyoruz. 

Meşaleyi yakmak büyük bir beceri ve özveri olduğu gibi o meşaleyi olimpiyat alanına taşımakta bir o kadar beceri, özveri ve duyarlılık gerektiren bir durumdur. Bu vesileyle bu yola gönül veren aydın ve şahsiyetlerin çalışma ve mücadelelerinde üstün başarılar diliyoruz.

Değerli insanlarımızın anılarının yaşatılması dileğiyle

Saygılarımızla.

 

Biyografiyi hazırlayan

Fahri PAMUKÇU  

İbrahim BUKAN


Yorumlar - Yorum Yaz


Anket
Sizce Zazacanın En Büyük Sorunu Ne?
Dernek Üyeliği
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.63613.6506
Euro3.90553.9212
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 15° 5°